10/3/2008 · Kategori: SEVDA
üstü ekşi köpüklü bir İstanbul
ellerin alabildiğine umutla dolu
çıplak bir yaz gülüşüyle selamlarken vapurun sancağındaki martıyı
fotoğrafların eskidiği bu odada
seni düşünüyorum
Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!
5/2/2008 ·
ellerim eski bir yağmur üzüntüsüyle ellerine
son buluşmamızda kırıntısı alnımda kalan kavgayı örtüyor
gözlerinde heyecanımın sineması kırlangıç
bankta donuk ve tutuk kışlar kadar monologlarımız
Yorum (1) Yorum yaz!
29/1/2008 · Kategori: kendime nostalji
çocukluğumla çocukluğunu buluşturduğum bu hikaye
bittiğinde sadece oyunlarımız
sadece salıncaklar ve atlıkarıncalar
ve adını yeni öğrendiğim mile oyunu kadar hayat kalacak bize dünya
iki ayyaş kelam-iki deli cin belki-
tepemde cirit attığı için
kara bir yağmur gibi ruhumuzu yıkadığında heves
üşüdükçe üşüten hatta hasta eden o gün
ki o gün ilkti-bir sonsuzluğu daha bozan-
son olmadığını kanıtlayan bir büyünün kapısını açmıştı
kapkara sonunu kaçırdığımız gökkuşağına çeyrek kala
ayağımıza takılan bir çelmeydi
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
28/1/2008 ·
''cehennem
araf
cennet''
biz de severdik ellerimize saplanan güneşi akşamüstlerine kadar oyalamayı
karanlık odalarda toplaşır patlatırdık aydınlığımızı-saçılırdı-
kara duvar,ak duvar...
Ayşe en çok öpmeyi severdi,ruhumun saklı her köşesini
ama Mustafa'nın da ruhundan okşardı
doyum evimizde azaldıkça karalar
ellerimiz daha sıcak oldu,daha kaynar...
seslerle iletişemeyecek kadar borçluyduk sözlere
repliklerimizi veresiye defterine yazdırıp öylece okurduk İlahi Komedya'yı
kendimize saki,kendimize mey,kendimize şaki iken
doyamazdık kulaklarımızı gıdıklayan kuşlara bakmaya
belki de en çok güvercinlere...sır gibi göğsümüzde
saklı kalan heyecanlar kadar doyamazdık güvercinlere
soramazdık ne hesap,ne usul ne de...-hiç bir şey-
kayıklara kayıkçı olmaktan çok deniz olup yatardık göğe
sevişme maviydi sevişmek mor...ve her kürek çeken
ayrı makamda ağlardı ayrı tende gülüştüğü gibi
başkasında yuttuğu utançları gibi ağlardık ters köşe
biz de severdik ellerimize saplanan güneşi eritip içimize akıtmayı
çırılçıplak gizlenirdik karanlığımıza-saçılırdı-
ak duvar,kara duvar...
/gün devrilirken yarının kucağına bir rüyaya daha
uyuyamamışken daha kavuştum yine O'na
Beatrice'ime.../
Yorum (0) Yorum yaz!
17/1/2008 ·

Yorum (0) Yorum yaz!
« Önceki :: Sonraki »
